Random Post: İncesaz 6 Kalbimdeki Deniz
RSS .92| RSS 2.0| ATOM 0.3
  • Home
  •  

    Teoman Sevişirdik Bazen

    Nisan 9th, 2009

    şu dağılgan yüreğimi, şu köpüklere imrenen
    yüreğimi bir gün yollara atarsam
    bir gün nehir yataklarına dolarsam, korkarım
    suyumun çoğu senden yana akacak

    dünyanın ölümünü gördüm, suyun, toprağın
    en yakın dostlarımın birer birer
    vakitsiz açan çiçeklerin, vakitli doğan çocukların
    ölümünü gördüm, ama kimse
    inandıramaz beni öldüğüne sevgilerin

    sanki bir kız hep yürürdü yollarda
    evimin önünde ayağını silerdi paspasa
    kapımı açardı gümüş bir anahtarla
    sanki hep gelirdi
    sevişirdik bazen

    benimse ellerim titrerdi, anının aklığından
    saçlarına doğru titrerdi
    şimdi kağıtların üstünde gidip gelen ellerim
    titremez artık, yolunu bilir şimdi

    dünyanın ölümünü gördüm, suyun toprağın
    en yakın dostlarımın birer birer
    vakitsiz açan çiçeklerin, vakitli doğan çocukların
    ölümünü gördüm, ama kimse
    inandıramaz beni öldüğüne sevgilerin

    sanki bir kız hep yürürdü yollarda
    evimin önünde ayağını silerdi paspasa
    kapımı açardı gümüş bir anahtarla
    sanki hep gelirdi, sevişirdik bazen


    Teoman Fahişe

    Nisan 9th, 2009

    bir fahişe sabaha karşı
    çok seksiymişim, öyle diyor
    gülüyoruz yalanına
    karşılıklı, anlayışlı

    dalgakıranlardaki banklarda
    çıkardı ayakkabılarını
    bak, dedi, köprü ışıkları
    siliyorlar yıldızları

    kazıyınca yıldızlarını
    altlarındaki demir paslı
    ateşe vermeli onları ama
    her yerde yangın çıkışları

    sordum, niye sattın diye yoksulluğunu?
    dedi, elimdeki sadece oydu

    niye sattın vücudunu?
    daha mı kötü, dedi, satmaktan ruhu?

    herkes, dedi, merak içinde
    ölümden sonra hayat var mı diye
    boşuna düşünürler
    sanki hayat varmış gibi ölümden önce

    sevdim seni bir şekilde
    hüzün var diye belki gözlerinde
    eğer sever gibi sarılırsan da
    bu vücut bedava sana

    aslında derdim; çok gençsin daha
    20′yim, dedi, ama ruhum tam 1000 yaşında
    kayalar kesti ayaklarımı
    yine de bir şeyler hissetmek güzel hala
    bu dalgakıranda

    tek başıma bu vücutla fırlatıldım dünyaya
    aşk da basitmiş, pişmanlık da, hayat hoyrat bu zamanda
    şahin kuşa, kuzgun leşe, ben değil bu dünya fahişe

    korkum; çığlık atan adam gibi
    tablodaki, şakağımda ellerim
    hep kaçarken, tek kişilik bir dünyayı
    ben artık nasıl severim?

    anladım, dedim, senin kalbin birinde
    geceyle gündüz, o hep senle
    sarıldı, ağladı saatlerce
    o yine işe gitmeden önce

    aslında derdim; çok gençsin daha
    20′yim, dedi, ama ruhum tam 1000 yaşında
    kayalar kesti ayaklarımı
    yine de bir şeyler hissetmek güzel hala
    bu dalgakıranda

    tek başıma bu vücutla fırlatıldım dünyaya
    aşk da basitmiş, pişmanlık da, hayat hoyrat bu zamanda
    şahin kuşa, kuzgun leşe, ben değil bu dünya fahişe


    Teoman Mavi Kuş ile Küçük Kız

    Nisan 9th, 2009

    bulutlar iç içe ve her an başka bir resim oluyorlar
    başka bir adla, başka bir zamanda rastlasaydım demiştim ya o gün sana
    vazgeçtim, kaçmak yok, söz bu kez
    çok güzel uyuyorsun diye yanımda
    bak, çok gevezeysem, hadi kapat çenemi
    sözcükler ne ki duygular yanında

    yoksa yarın sabah uyanıp ayrılınca
    utanacağım şeyler söyleyebilirim şimdi
    ya da bırak hazır açmışken kapılarını
    kalbime biraz daha temiz hava girsin

    yalancıyımdır biraz ama bana inan
    sarhoşken hep çok sahiciyimdir
    yine fazla içmiştim bu akşam da
    coşmuş kalbim,of nal gibiyim.
    sağır, kör, dilsiz görünür kalbim
    ama bil, ben aslında iyi biriyim

    bilirim, çok kirlidir aşk sicilim
    sadakat konusunda pek iddialı değilim
    ama bu kez farklı olsun diye
    sen denersen, ben de denerim

    pek iyi olmadı şarkı, boş vereyim
    gel hadi ‘ortaçgil’ dinleyelim
    sıcaklığını verirken sen bana
    sızayım aniden kollarında

    çok düşündüm kaçarım diye ama dedim;
    ne zaman anlaşmış ki kalple beyin
    ve hele ne zaman düşünsem seni
    yaprak gibi titriyorken kalbim


    Teoman Yalnız Kalpler Sütunu

    Nisan 9th, 2009

    hayali girmekti eve, anahtarsız
    zili çalarak sadece
    hiç bakmamıştık gözü gitse de
    yalnız kalpler sütununa gazetede

    yalnız uyur,yalnız uyanır
    tek başına yer yemeğini
    o gün de yalnız uyandı
    yarın, dedi, ölme zamanı

    açık penceresi soğuk günlerde bile
    belki biri girer diye
    ama yarın erkek kalkacak
    söndürdü ışığı gece yarısı

    dünyadaki son gününde
    döndü durdu yatağında
    sıkıldı, kalktı
    ilk kez göz attı yalnız kalpler sütununa

    yalnız kalpler
    sayfalarca yalnız kalpler

    zama şimdi mektubu yazazcak
    ‘kimse mesul değil!’ deyip imzalayacak
    yazdı kısacık son yazısınız
    attı kendini dışarı sabaha karşı

    son bir kez, şemsiyesiz
    yağmura doysun diye
    başını damlalara kaldırdı
    sırılsıklam oldu, ıslandı

    masasına çöktüğünde
    yine önündeydi gazete
    birden kalbiyle bağlandı
    yazıdan hayal ettiğine

    dalgaları deniz kabuklarından
    dinleyen çocuklar gibi
    bir kalp buldu sayfalarda
    sevdi rumuzunu sevdiği birini

    aklında kurdu, kurdu
    verdi kalbini hayali birine
    yanında düşündü onu
    çok yakıştırdı kendine

    ona bir mektup yazdı
    zarfında adresiyle
    sonra gitti aynaya baktı
    cesareti var mı hala diye

    iki mektup masasında
    odaya geri döndüğünde
    baktı ikisine de
    acaba hangisi hangisiydi diye

    ansızın gözünden bir damla
    önce burnuna, sonra sayfaya
    işte seçti bile gözyaşım, dedi
    koydu mektubu zarfına

    yırttı attı öbür mektubu
    yavaş yavaş ayağa kalktı
    gitti içeriye
    son kez dinlenmeye yatağına yattı.